home.gif (1182 bytes)

 
 

18 Nisan 2007


Semtteki tepkiler üzerine Vatan Gazetesi yazarı Tuğçe Baran’ın dikkatine:

 

İTFAİYE diye ATEŞ ile
Oynadınız

 

            İlgi :    31.3.2007’de Vatan Gazetesi’nde “Arnavutköy’e itfaiye birimi kurulması”
hakkındaki yazınıza, yıllardır bu köyde yaşayan semt sakinlerinden BİZ’lerin
güçlü tepkileri üzerine bu konuda gerçeklerle ilgili duygu ve düşüncelerimiz
aşağıda:


Resim 1
Arnavutköy’e bir İtfaiye Birimi kazandırılması için, 8-9 yıl emek veren o dönemin
Boğaziçi Bölgesi İtfaiye Müdürü Sn. Salim Vural’ın EMEK’lerinin sonucu ESER’ini,
basın yoluyla vurup alarak sahiplenmeye kalkışanlar asla bağışlanmayacak.

 

            Semt sakinlerinden Sn. Hasan Kahveci semt halkını temsilen tepkilerini şöyle dile getiriyordu:
            “Vatan Gazetesi yazarı Tuğçe Baran, Arnavutköy’ün itfaiye sorunu hakkındaki yazısında ne hikmetse, Dernek Başkanı Mahmut Çelebi’yi allamış, pullamış, göklere çıkarmış, koyacak yer bulamamış. Bu hanım bu köyün yenisi olduğunu, yazmış olduğu yazılarla tekrar tekrar ispat etmekte. Yeni olmasa, yalnız itfaiye ile ilgili yazıları dışında Dernek için yazarken de, Derneğin ilk kuruluş ve işleyişinde ASIL emekleri olan Prof. Semih Eryıldız, Dr. Üret Yeniçağ, Yük. Müh. Yener Tekcan, o günlerdeki Muhtar Ömer Yılmaz ve Muhtarlıktaki ağır yükü sırtında taşıyan Hüseyin Toka’yı da unutmazdı. Merhum Muhtar Ömer Yılmaz eczanede kalfalık, gece gündüz iğneye koşuştururken bir de Dernek ile ilgili çalışmalara yetişebilmesi için Hüseyin Bey’in muhtarlığın ağır yükünü taşıması gerekiyordu. Hüseyin Toka merhum muhtar Ahmet Önen zamanındaki deneyimleriyle güçlenmişti. Merhum Ahmet Önen de Kaymakamlıktan emekliydi, tüm deneyimleriyle Muhtarlığı en yetkin biçimde yürütüyordu. Daha öncekilerden İsmail Umarca’yı da hepsini semt halkı saygı ve sevgi ile anıyorlar. Onları yeniler bilmiyor.”


Resim 2
Arnavutköy’e bu tarihi Beyhan Sultan Çeşmesi’ni kazandırmak için
büyük uğraş veren Boğaziçi Spor Kulübü Başkanı Hasan Kahveci

            İtfaiye İçin Kimler Emek Verdi:
            Ayrıca; itfaiye ile ilgili Mahmut Çelebi’yi süslemelerinden önce, İtfaiye’nin sorunlarının takibi için büyük bir dosya dolusu belge bulunduran ve İstanbul’da kapı kapı dolaşarak bu iş için gitmediği yer kalmayan, en son dosyanın Ankara’ya gönderilişini sağladıktan sonra 3 kez de Ankara’ya giderek, 4 yıl değil, 1999’dan bu yana 8-9 yıldır bu işe yoğun emek harcayan, ama tüm ısrarlara karşın ne Dernek ne de Semt Girişimi’nden yol parası için bile tek kuruş almadan, tam bir gönüllü olarak takip işlerini yürüten Fezâl Esmen’den Tuğçe Baran’ın hiç bahsetmemiş olması semtte çok kınandı, infial yarattı.
            Fezâl Esmen İstanbul’daki takipleri sonrasında 3 kez Ankara’ya gittiğinde de, tüm ısrarlara karşın otel ve yol masrafı için tek kuruş almamıştı. Yalnız İstanbul’da bir tek kez Arif Akdağ’ın  yoğun ısrarı ile, onu kırmamak için 20 veya 40 YTL’lik Akbil’i nezaketen – anlayana tabii – kabul etmişti… Ne var ki aynı gün Okmeydanı’nın ıssız duraklarında itfaiye işini takip için Şişli’deki İtfaiye Müdürlüğü’nden İstanbul Büyükşehir Belediye’ye giderken tinerci kapkaççılara 350 milyonunu kaptırmıştı. Bu gerçekler Dernek ve Semt Girişimi üyelerince çok iyi bilinmektedir. Kendisi bunların konuşulmasını hiç istemezdi ama artık gerekli oldu. Tüm gerçekten GÖNÜLLÜ çalışanlar, alçak gönüllü olurlar. ONLAR… maddi-manevi kişisel çıkarları peşinde olanlar “Arnavutköy’ü seviyoruz, ona çalışıyoruz” diye kendi çıkarları peşinde ülkemizde zararlı emellere hizmet edenlere, onların işbirlikçilerine destek verenlere hiç benzemezler. Bu gibiler size İtfaiye ile ilgili gerçekleri hiç aktarmadılar mı? Aktarmazlar, işlerine gelmez.

            Yıldız Taşdoğdu ve Gülnur Aydoğdu’nun destekleri:
            Seçilen itfaiye alanının çok yakınında oturan, bu konuda Fezâl Esmen’e takip işlerinde zaman zaman çok güçlü destek veren Yıldız Taşdoğdu ve Gülnur Aydoğdu gibi pek çok kişi de bu gerçeklerin içinde yaşadılar. O günlerde Mahmut Çelebi bu işe destek vermek şöyle dursun, bu seçilen itfaiye alanlarında gözü olanları kışkırtarak, Gülnur Aydoğdu, Yıldız Taşdoğdu ve Fezâl Esmen’e fiziki, sözlü saldırılarda bulunmalarına neden olduğu gibi, bir yandan da “Siz bu arazileri bana verin, ben buraya bir bina yapayım, altına da itfaiye gelsin” gibi, son derece abes, cahilce tekliflerde bulunuyordu. Sanki bu araziler bizimdi de… bu üç alandan 2 si Hazine’ye aitti, 1’i de henüz Kayyum’dan Hazine’ye geçmemişti ve daha önceki Dernek başkanları Kayyum’a bir süre kira ödemeyi kabul ederek, Hazine’ye geçişi bekler olmuştu. Derneğe daha sonra başkan seçtirilen Mahmut Çelebi ise, bir ara kirayı ödemediğinden başka birileri ihalede Kayyum’dan arsayı kiralamıştı ve iş yine Fezâl Esmen’e düşmüş… Çengelköy tepelerindeki kiracı çiçekçilerle gidip görüşmüş, onları semte davet ederek, bu arsaların işlemleri tamamlandığında itfaiye alanı olacağına onları ikna ederek, arsayı bu kiracılardan kurtarmıştı.

 

           


Resim 3
Yıldız Taşdoğdu… Fezâl Esmen
Boğaziçi İmar Müdürlüğü’ne birçok kez gidildi
Yıldız Taşdoğdu “Biz oraya piknik yapmaya gitmiyorduk” diyordu.

Resim 4
Sağdan: Gülnur Aydoğdu, Yıldız Taşdoğdu, Fezâl Esmen
Gülnur Aydoğdu’dan uyarı: Bir başka kez yine İmar Müdürlüğü’ne takip için gidildiğinde
“Bu yeşil çayırlara bakıp bizi mesirede sanmasınlar, Boğaziçi İmar Müdürlüğü’nde
toplantıdan çıkacak yetkilileri bekliyorduk.”

Kayyumdaki Alan Yeniden Kiralanmış:
Ne yazık ki; şimdi de, Ankara’dan ONAY geldikten sonra bile benzer bir durumla karşı karşıya kaldık. Mahmut Çelebi yine kirayı ödememiş ve alanlardan Kayyum’da olanının yine ihalede birilerince kiralanmasına neden olmuş… Semt halkı infialde… ARTIK bir Çelebi şakşakçılığına dönüştürülen bu yılki şenlikler için para bulunuyordu da… kira için para bulunamıyordu… Gülünç, bir o kadar da hepimizi öfkelendirici. Semt halkı şimdilerde kayyum’daki itfaiye alanının DEMİR PARMAKLIKlarla çevrilişini seyrediyor. Çelebi ne yapıyor?.. Kim bilir, belki o da umutlanıyor, “ben de bir gün bu alanlara sahip çıkar mıyım” diye… geçmişte hep sayıkladığı gibi.
            Bu Dernekten semt halkı da, üyeler de o kadar çok soğudu ki, bu yılki “şenlik”te köye yeni taşınan yeniler dışında, Arnavutköylüler yoktu. Gerçekleri bilmeyip aldatılan YENİ’ler!.. ve de işlerine öyle geldiğinden Çelebi şakşakçıları ve hâlâ bilinçlenemeyenler, veya ne olup bittiğini anlamak isteyen semtin bazı eski sakinleri… şenliğin neye dönüştürüldüğünü görmek isteyenler.

            Yine itfaiye sorunumuza dönelim ve
Sn. Salim Vural’ın Emeklerini Vurgulayalım:
            ASIL olan, Fezâl Esmen’in bizlere ısrarla sürekli anlattığı, kerelerce vurguladığı ve bizlerin de zaman zaman tanık olduğumuz gibi evet “ASIL” Boğaziçi Bölgesi İtfaiye Müdürü Sn. SALİM VURAL’ın 8-9 yıldır itfaiye dosyasının tamamlanmasındaki yoğun EMEK’leri, tüm bilgi birikimi, deneyimleri, eğitimci nitelikleriyle de bu emekleri perçinleyerek harcadığı çabaları asla hiçe sayılmamalıydı.
            “Sayın Salim Vural’ın o çok özverili çalışmaları olmasa, bir tek adım dahi atılamazdı” diyordu bütün takip işlerini yürütürken bu gerçeklerin en yakın tanığı olan Fezâl Esmen.
            Aynı gerçekleri Fezâl Esmen kadar, hatta daha da fazla yakından bilen Sn. Vural’ın tüm dürüst, kadir bilir, vefakâr çalışma arkadaşları, fedakâr meslektaşları da dosyayı her inceleme olanağı bulduklarında o yoğun çabayı görüyor ve … her biri çok sorunlu üç itfaiye alanının birleştirilmesi ve plan tadilatı için tüm sorunları çözen Sn. Vural’ın nasıl iğne ile kuyu kazarcasına, büyük titizlikle çalışmış olduğunu kerelerce Fezâl Esmen’e yineledikleri hep anılarımızda yaşıyor, yaşayacak.
            Yine Fezâl Esmen’den duyduk… Asıl hepsinin üstünde, resmi, gayri resmi kurumlarımızda pek ender rastlanan Sn. Vural’ın ŞEFFAFLIĞI, bize güvenerek işleri takip etmemiz için gereken her desteği vermesi. “Bu destek olmasa hiçbir takip yapılamazdı” diyordu Fezâl Esmen. Bütün bunlar unutulmuş, unutturulmuş, kasten tabii ki… Biz unutmayacağız. Sn. Vural’ın çevresindeki o kahraman itfaiye ER’lerinin de hiçbirini unutmayacağız. Onları da burada minnetle anmak isteriz. ONAY öncesi ve sonrası 8-9 yıl süren serüvenimiz sırasında tanımak olanağı bulduğumuz Mehmet Sümeli, Kasım Serbest, Reşat Yavuz, Hüseyin Şişman, Kazım Gürsoy, Mehmet Aşıkoğlu, Beril Tamgaç, Mehmet Acar ve Cemil Demir gibi isimlerini hatırlayabildiğimiz, hatırlayamadığımız tüm itfaiye camiasının desteklerini, dostluklarını hep hatırlayacağız. Bu arada, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tüm birimlerinde ve Kültür Bakanlığı Koruma Kurulu’ndaki bize dostça destek verenleri de minnetle anmak istiyoruz. Muhtarımız Sedef İrteş’in takip işleri için bizlere güvenini, Hayrettin Yazıcı’nın dosya Ankara’dayken telefonla haber almak için içtenlikli desteğini de hep hatırlayacağız.
            Evet, Sn. Tuğçe Baran size ucuz bir kahramanlık öyküsü yazdırtılmış, oysa ARİF olan anlar ne demek istedik. Hiçbir dürüst, namuslu kişi bunları inkâr edemez. Ve şunu da yeniden vurgulamak isteriz. Yukarıda özet olarak belirttiğimiz gibi, bu konuda sonuç almanın Ankara’dan ONAY’ın çıkmasının, tüm sevabı Sn. Salim Vural’a aittir. Bu gerçekleri pekâla çok iyi bilenler, bu konuda sizi hiç mi uyarmadılar da… bu konuda bırakın katkısı olmayı, zararları daha çok olmuş Çelebi’yi göklere çıkarmışsınız.

            Hazırlop’a Kim, Kimler Kondu
            Son dört yılda Dernek Başkanı seçtirildiği için, Dernek Başkanı diye bir-iki dilekçede Mahmut Çelebi imzası var, evet… ama o yazılar da ya Sn. Salim Vural ya da Fezâl Esmen tarafından kaleme alınmış, Dernek Başkanı diye ona imzalattırılmıştı.
            Siz yazınızda “Devlet hazırlopa kondu” demişsiniz. Tam tersi, hazırlopa konan Mahmut Çelebi ve Dernek. Hasan Kahveci diyordu ki: “Son iki yıldır bu konuda bir tek adım, ilerleme yoktu. Şu anda da bir icraat yok, fol yok yumurta yok, neden bu alelacele Çelebi süslemesi. Üstelik bizler, itfaiye yerine alanın çevresindeki DEMİR PARMAKLIKları seyrediyoruz. Fezâl Esmen Ankara’ya üç kez gidip döndüğünde bizlere anlatmıştı… İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Boğaziçi İmar Müdürlüğü dosyamızı Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Teknik Araştırma ve Uygulama Genel Müdürlüğü’ne yollamıştı. Bakanlık yetkilileri “Dosyanız onay için “İmar Yüksek Koordinasyon Kurulu’na sunulacak. Bu kurul bazen yılda bir, bazen iki yılda bir toplanır, Başbakan ve yedi Bakan’ın imzası gerekir, Başbakanlıktan toplantı tarihini bekliyoruz. Boğaziçi Yasası’nda yapılacak bir değişiklik nedeniyle, başka bekleyen dosyalar da var, sizin dosyanızın her şeyi hazır, Kurul toplandığında hemen onaylanacak.”
“YOKSA; Mahmut Çelebi emretti de ZORLA MI Kurul’u toplattırdı. Yazınızda “Başbakanımız, Recep’imiz, Tayyip’imiz, Erdoğan’ımız diye andığınız Sn. Başbakan da Çelebiye “Emriniz baş üstüne” dedi de… Kurul öyle mi toplandı. 8-9 yıldır “birileri yoğun çaba harcarken Çelebi neredeydi? Bu işe başlandığında kendisi Dernek Başkanı bile değildi.  Başkalarının maddi-manevi katkılarıyla beslenmeye devam edişi, kendisi hakkında ucuz kahramanlık yazıları yazdırması nefretle karşılanıyor.”

Bürokratik Engeller:
            Evet yazınızda sizin de değindiğiniz gibi, bu çok sorunlu yan yana üç alanın birleştirilmesi ve plan değişikliği sorunlarının hallinde birkaç kez bazı bürokratik engellerle karşılaşıldı. Her resmi, gayriresmi kurumlarda karşılaşıldığı gibi, bizleri engellemeye kalkışan olumsuz düşünceli kişilere de rastlanıldı… ama bu sorunlar yanında bir de semtteki itfaiye için düşünülen alanlarda gözü olanlarla işbirliği içindeki kişilerin bizlere çektirdikleri hepsinden daha çok tepki çekici oldu. Hele Çelebi’nin onlarla dostlukları, bizlere fiziki, sözlü saldırılara  varan yönlendirmeleri asla bağışlanamaz, bağışlanmayacak. Böyle bir Çelebi’yi size övdürtenler UTANSIN. Çelebi diyordu ki “Ben istediğim gazeteye istediğim yazıyı yazdırtırım.” Kendisine sorulur:.. “ne karşılığında?” Sizi hemen tenzih ederiz. Siz bir karşılık beklememişsinizdir, bundan eminiz de, pek fena aldatılmışsınız, gerçekler sizden saklanmış.  Bu semt halkının gerçek insanlığı öyle döner takıp, sütlaç dağıtıldı diye kimseye boyun eğmez. İkram Türklüğün güzel geleneklerindendir de maksatlı yapıldığında ters teper.
            İtfaiye alanlarında gözü olanlarla sinsi sinsi işbirliği yap, başkalarının emekleri sonucu Ankara’dan onay gelince fırıl fırıl fırıldaklaşıp “Ben yaptım, ben yaptım” diye kendine övgüler yazdırt. Yazdıklarınız için Çelebi’nin arkasında sizi yanıltan başka BİRİLERİ de olmalı. 31 Mart 2007 tarihli yazınız Fezâl Esmen’in 1 Şubat 2007’de, yani sizinkinden 2 ay önce, “www.atadankoyu.com” internet adresinde “Bir Söyleşi” başlıklı yazının (B) bölümündeki itfaiye ile ilgili satırları okuyanlar, sizin yazınızın oradan kopya olduğu düşüncesinde birleşiyorlar. Ya da okuyan birileri size kopya verdi. Onlar kimse!.. sizi fena yanıltmışlar… Ne var ki, Derneğin son genel kurulunda Fezâl Esmen’den alınan kalın itfaiye dosyası hakkında konuşulduğunda, siz de oradaydınız. “Dosyayı hatırlaması gerekirdi” diyorlar kadir bilir semt halkı ve bu kalın dosyayı hiçe sayıp Çelebi süslemesine hem gülüyor, hem de çok kızıyorlar. Semtin en eski sakinlerinden Sn. Hikmet Taşdoğdu “Davulu çalan kim, kimler… şu parsayı toplamaya kalkışana bak” diyordu.

            Basın Kötüye Kullanılmış:
            Pek çok kimsenin emekleri asıl Salim Vural’ın tüm emeklerinin bir tek kişiye, bir de sanırız Dernekte O’nu kullanarak parsa toplamaya kalkışan birkaç kişiye mal etmeye kimsenin hiç mi hiç hakkı yok. Bizler “Aman itfaiye gelsin de, kim getirmiş olursa olsun” diyecek kadar ruhsuz, duygusuz, duyarsız kişilerden olamayız. Gerçek çaba sahipleri yerine, ucuz kahramanlık peşindekileri hoş göremeyiz, hele basınımızın da bu maksatla kullanılmasına asla göz yumamayız.

            Şimdi size dikte ettirilenlere yeniden bakalım;
            Semte itfaiye getirmeyi kimler düşündü:
            “İtfaiye getirmeyi Dernek düşündü” demişsiniz. HAYIR! Dernek düşünmedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi düşündü. Daha doğrusu itfaiyenin cefakâr, kahraman ER’leri… görevlerine zamanında yetişememenin acısını, ızdırabını sürekli yaşayan… zaman zaman kendilerinden şehit veren, yalnız binaların değil, içindeki canlıların hele çocukların da ölümüne neden olan yangınların zararlarını en aza indirmenin çaresini ararken, hep birlikte karar aldıkları gibi, İstanbul için mini itfaiye birimleri açmayı düşünmüşler ve 1999’da bunu basın yoluyla da halkımıza açıklamışlardı.  Belgesi dosyamızda.
            Bizim semtte de, geçmişte yaşanmış yangınların acı ızdırabı semt halkının belleklerinden hiç silinmemiştir. Semtimizde de bu mini itfaiye düşüncesi sevinçle karşılandı ve Fatih’teki İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı ile ilk temas Berrin İnaler tarafından kurulmuştu. O günlerdeki İtfaiye Daire Başkanı Sn. Sabri Yalın, semte Berrin İnaler tarafından davet edilmişti. Sn. Yalın ikinci gelişinde Şişli’deki Boğaziçi Bölgesi İtfaiye Müdürü Sn. Salim Vural’ı getirmiş ve “İşte size bu işi benden daha iyi yapacak olan müdürümüz” diyerek bizlere Sn. Vural’ı takdim etmişti. Gerçekten de öyle oldu… ve pek az kişide bulunan bir sabır gücüyle, yıllar süren emekleriyle bugün elimizdeki dosya ile Ankara’dan gelen ONAY’ın asıl mimarı Sn. Vural ile bizler böyle tanışmıştık.
           
            Arsaları kim buldu
            İtfaiye ile ilgili ARSALARI da Dernek bulmadı. Yine İtfaiye yetkilileri semtte diğer inceledikleri arsalar arasından bugünkü arsaları en uygun bulmuştu. Arsalarla ilgili ayrıntılı bilgileri içeren 3.12.1999 tarihli rapor dosyamızda. Bu alanların seçilişi sonrası, alana en yakın semt sakinlerinden Gülnur Aydoğdu, geçmişte semtte pek çok hizmetleri olan muhtarımız merhum Sn. Ahmet Önen’in eşi Sabahat Önen ile Kaymakamlığa giderek gerekli bilgileri elde ettiler. Gülnur Aydoğdu imzalı 2 Kasım 2000 tarihli dilekçe ve 25 Kasım 2000 tarihle verilen yanıtın belgeleri de yine dosyamızda. Yani sizin yazdığınız gibi 4 yıllık çaba değil, 1999’dan bu yana 8-9 yıldır uğraşı söz konusu.
            Bu arada Fezâl Esmen Dernek üyesi olmadığı halde, bugünkü Dernek binasının Kayyum’dan kiralanması için uğraşıyordu. Dernek için bina aranırken Gülnur Aydoğdu, evinin karşısındaki bir binanın yıllardır boş olduğunu haber vermişti. Ali Fethi Caner de tapudan bina ile ilgili bilgileri getirdiğinde, Fezâl Esmen bu bilgilere dayanarak Valilik, Defterdarlık, Maliye Bakanlığı, Hazine ve Kayyum’da binadan binaya, odadan odaya, masadan masaya takip işlerini yürütürken edindiği deneyimlerden yararlanarak Dernek binası için olduğu gibi İtfaiyenin takip işlerini de yüklenebileceğine inandığından, İtfaiye işlerini takip etmeye talip olmuştu… Ve pek çok sorunlu üç alanın birçok karmaşık işlerini yürütmek için, 8-9 yıl Boğaziçi Bölgesi İtfaiye Müdürlüğü ile birlikte gönüllü çalışmıştı. Sonunda Sn. Vural’ın tüm çalışma arkadaşlarının çok takdir ettiği gibi hazırladığı o kalın dosya Ankara’ya ONAY için gitti.

            Halk dalkavukluğu:
            İşte böylelikle, bugünkü ikinci kez Dernek Başkanı seçtirilen Çelebi HAZIRLOP’a kondu. Dernek içinde Çelebi’ye hâlâ destek veren bazı kişiler, işin başında arsalarda gözü olanlara da destek veriyor “Aman, onlara zarar gelecekse İtfaiye gelmesin” diyecek kadar yanlışlardaki halktan bazı kişilere halk dalkavukluğu yapabiliyorlardı. Ama işte sonuçta Sn. Vural ve semtte itfaiye isteyenlerin kararlılığı kazandı. Ankara’dan gelen onay sonrası gerekli işlemler hâlâ sürüyor. Asıl sonuca daha zaman var. Bu arada kalın dosyamız güvenilir bir hukuk bürosunda koruma altında.
            Kendi maddi-manevi kişisel çıkarlarına öyle uyduğu için, yanlışlardaki semt halkından bazı kişilere yandaşlık yapan bazı Dernek üyeleri daha sonra, itfaiye konusunda işin ciddiyetini anladıklarında dönüş yapıp bize destek verici tutum içine girdiler ama bu dönüşte asıl amaçlarının tıpkı Mahmut Çelebi gibi sırası gelince “Biz yaptık, biz yaptık” diyebilmek kurnazlığında oldukları şimdilerde çok açık ortaya çıktı. Tüm gerçekleri bildikleri halde, sizin Çelebi için hiç haketmediği gibi övgüler dolusu yazınıza destek olduklarına kesin inandığımızdan onları burada hayırla anmamız olanaksız.
            “Köprüye hayır” maskesi arkasında başka emeller peşinde olup, semte sızanlar şimdi Çelebi şakşakçısı. Bu Dernek semtte itibarını çoktan yitirdi. Ne dernek toplantılarında ne de şenliklerde artık, bilinçlenen eski üyeler yok. 8-9 yıldır yaşananları bilmeyen yeniler aldatılmakta, kandırılmaktalar. Sizin de yanıltılıp şaşırtıldığınız gibi.

            Yanıltılan Belediyeciler:
            Daha öncekiler gibi şimdiki Belediye yetkilileri de gerçekleri hâlâ tam anlamadıklarından yanıltılıp şaşırtılıyorlar. İskele meydanına istediğimiz Atatürk Anıtı hakkında da çok kötü yanıltıldılar. İnternette “www.atadankoyu.com”da Beşiktaş Belediyesi Başkanlığı’na yazdığımız AÇIK MEKTUP’ta çok açık yazdık. Semt halkı böyle bir ANIT istememişti. 2004’ten 2006’ya kadar verilen 9 dilekçemize eklenen imzalar böyle bir anıt için verilmemişti.
Atamızı meydanda istemeyen o sahte Atatürkçülerle Atamız; ortaya diye arkaya yana itilerek, bu meydana ve semte hiç uymayan bir anıt dikildi ve siz de Vatan Gazetesi’nde 1.9.2006’da “Canımız, ciğerimiz heykelimize feda olsun” başlıklı alaylı, pek kalaylı bir yazı yazdınız. Yazdıklarınızın tümüne biz de katılıyoruz. Semt halkı ne istedi, ne yapıldı? Başta; Atamızı meydanda isteyenlerin yanında gibi görünen Çelebi, sonra Atamızı istemeyenlerle birlik olup, isteyenlere hakaretler yağdırdı… Ama sonra semt halkının kararlılığı ile Atamız için bir anıt dikildiğinde, fırıl fırıl fırıldaklaşıp kürsülere fırladı, konuşmalar yaptı, hiç utanmadan parsa toplamaya kalkıştı.  Başka sahte Atatürkçülerin de kürsülere fırladığı gibi. Ne ki, dikilen anıt semt halkının istediği gibi değildi… Evet, o övündükleri ANIT halkın istediği değil, sahte Atatürkçülerin oyunlarının eseriydi.
Siz ne yaptınız Sayın Tuğçe Baran Vatan Gazetesi’nde anıt için yazarken… O YERGİ yazınızda bunlara neden olan Çelebi ve işbirlikçilerin adlarını çok hakettikleri gibi yererek anma yerine, yalnızca sanatçıya yüklendiniz… Oysa, itfaiye için yazdığınız ÖVGÜ yazınızda hiç hak etmedikleri biçimde Çelebi ve şürekasını göklere çıkardınız. Bu çok gülünç, gülünçten de öte.
İYİSİ Mİ, SİZ ARTIK BU SEMT İLE İLGİLİ HİÇBİR YAZI YAZMAYIN… sizi fena yanıltmaktalar.

SEMT HALKI
                                                                       (Yazıyı kaleme alan: Fezâl Esmen)

 

 

Semt halkının yukarıdaki duygu ve düşüncelerine eklemek istediklerimiz… Resimden sonra dikkatinize sunulur… Fezâl Esmen


Resim 5
Uğur Seten ve Semt Halkı
Semtteki endişeler dışarıya taştığında bazı Sivil Toplum Kuruluşlarının ülkemizdeki art niyetli
eylem ve söylemlerini semt halkı, o günlerdeki Atatürkçü Düşünce Derneği Beşiktaş İlçe
Başkanı Sn. Uğur Seten’den dinlediler. (Sağdan 6’ıncı) semtimize, yardımcısı
Sn. Hasan Saygılı (sağdan 7’nci) ile gelerek bazı bilgi ve belgelerle semt halkını bu hususta aydınlatmış ve Kent Yaşam gazetesindeki köşesinde bu konuları işlemişti.